Türkiye’nin Denizleri İşgalci Türlerin Tehdidi Altında

01.Nis.2018

Biyoçeşitliliğe en büyük tehdit: Türkiye’de İstilacı Yabancı Türler ve mücadele etmenin yolları

İnsan ve mal transferinin tüm dünyada hız kazanmasıyla beraber bitki, hayvan ve diğer mikro organizmaların bir yerden başka bir yere taşınmaları da kolaylaştı. Bir bölgeye yabancı türlerin de bazen bir amaç için bazen de tamamen yanlışlıkla taşınmaları da her gün kolaylaşıyor. Son 10-20 yılda istilacı yabancı türler konusu gündeme çok sık gelmesine rağmen, iklim değişikliği ve konunun yeterince bilinmiyor olması bu türlerin yayılış alanlarının hızlı bir şekilde artırıyor.

Türkiye için de durum pek farklı değil. 8.333 km uzunluğundaki kıyı şeridi ile Türkiye'nin dört büyük denize çıkışı bulunuyor. Bunlar; Bu engin denizel ekosistemler, Türkiye genelindeki zengin denizel biyolojik çeşitliliğin devam etmesini sağlıyor. Şimdiye kadar Türkiye'nin denizlerinde bazıları endemik toplam 5.000'e yakın bitki ve hayvan türü tespit edildi. İşte bu çeşitlilik bugün ciddi bir tehdit altında.

Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından İstilacı Yabancı Türler (İYT), Türkiye'nin denizel biyolojik çeşitliliğine yönelik en önemli tehditlerden biri olarak belirlendi. Türkiye kıyılarında yaklaşık 450 İYT bulunduğu tahmin ediliyor.  Bugün Türkiye'nin denizlerinde yaşayan 472 deniz balığı türünün %50'sinin çeşitli tehditler nedeniyle azalma riskiyle karşı karşıya olduğu düşünülüyor. Türkiye'nin endemizm oranı yüksek olan, fakat aynı zamanda İYT girişi bakımından yüksek risk taşıyan üç farklı deniz ile çevrili olması konunun hassasiyetini vurgular nitelikte. Şu anda Türkiye kıyılarında yaklaşık 450 İstilacı Yabancı Tür, Karadeniz'in Türkiye tarafında ise 21 tür bulunduğu belirlendi.

İstilacı Yabancı Türler nereden geliyor?

İstilacı yabancı türlerinnin Türkiye denizlerine geldiği iki temel yol var. Bunlardan ilki Süveyş Kanalı, diğer ise gemi gibi insan kaynaklı taşıma yoluyla ulaşım. Deniz sularında bulunan İYT'ye ilişkin olarak 2011 yılında yayımlanan ulusal değerlendirme çalışmasında, Türkiye kıyı sularında bulunan İYT'nin %66'sının Süveyş Kanalı yoluyla geldiği, %30'unun ise gemi ulaşımı vasıtasıyla taşındığı belirtiliyor. Özellikle Süveyş kanalının açılması ve iklim değişikliğinin etkisi yeni türlerin yerleşimini kolaylaştırıyor. Akdeniz’de yabancı bitki ve hayvan türlerinin gelişimi ve yayılması ise oldukça hızlı.  Uzmanlar bu hızla devam ederse yirmi birinci yüzyılın ortalarında Akdeniz’deki yabancı deniz bitkisi türlerinin sayısının yerli türleri geçeceğini söylüyor. Küresel ısınmanın etkisiyle Akdeniz’e özgü türlerin yok olacağı, yerini Kızıldeniz canlılarına bırakacağı ve Karadeniz’in de giderek Akdenizleşeceği tahmin ediliyor. Bu durum kalkınmaya da dolaylı olarak yansıyor. Balık stoklarının zarar görmesi nedeniyle de ticari balıkçılığın zarar göremesi kaçınılmaz. Tüm Akdeniz’de 1000’den fazla yabancı tür mevcut. Doğu Akdeniz’de yabancı tür sayısı 775’nin üzerindeyken, Doğu Akdeniz’in Türkiye kıyılarında ise istilacı yabancı tür sayısı 450’ye yaklaşmış durumda.

Şu an tehdidin büyük kısmını Hint Okyanusu kökenli balon balığı (Lagocephalus sceleratus), taş balığı (Synanceia verrucosa), aslan balığı (Pterois miles) ve göçmen deniz anası (Rhopilema nomadica) gibi zehirli türler oluşturuyor. Bu dört tür deniz canlılarına ve insan sağlığına tehdit oluşturuyor. Karadeniz’de ise taraklı medüz (Mnemiopsis leidyi) ve deniz salyongozu (Rapana venosa) balık stokları ve yerli türler üzerinde baskı oluşturmaya devam ediyor.

Bu konuda ne yapılıyor?

Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi'nde (BÇS) yer verilen istilacı yabancı türlerle mücadele kapsamında, önleme, kontrol ve azaltma aşamalarından oluşan üç basamaklı bir hiyerarşik yaklaşım benimsendi. 2018 yılında UNDP ve Orman ve Su İşleri Bakanlığı Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi'nden hareketle yeni bir projeye başlıyor. Projenin uzun vadedeki hedefi, Türkiye'nin küresel açıdan büyük önem taşıyan yerel denizel biyolojik çeşitliliğini desteklemek ve İYT'nin olumsuz etkilerinin en aza indirmek. Proje ile İstilacı Yabancı Türlerin önlenmesi, tespiti, kontrolü ve yönetimi alanında yatırım yapılması ve Türkiye’nin bu kapasitesinin güçlendirilerek ekosistemlerin direncinin artırılması hedefleniyor.

İstilacı Yabancı Türlerin tanımlanması, tehditlerinin belirlenmesi ve olumsuz etkilerinin yok edilmesi veya azaltılması hem doğal türler hem de ekonomik ve sosyal yönden büyük önem taşıyor. Projenin sonunda önemli denizel biyoçeşitlilik alanlarında istilacı yabancı türlerin belirlenerek etkilerinin azaltılması veya yok edilmesi, doğal türler ve habitatlar üzerinde baskı olmaktan çıkarılması ve gelecekte yapılacak çalışmalar için izlenmesi amaçlanıyor.

Proje dört önemli denizel biyoçeşitlilik alanına öncelik verecek:

1-İğneada Milli Parkı (Kırklareli),

2- Ayvalık Adaları Tabiat Parkı (Balıkesir),

3-Marmara Adaları (Balıkesir) ve

4-Hatay-Samandağ Fok yaşama ve Deniz Kaplumbağası yumurtlama alanı (Hatay)

Projenin uzun vadedeki hedefi ise Türkiye'nin küresel açıdan büyük önem taşıyan yerel denizel biyoçeşitliliğini desteklemek amacıyla İstilacı Yabancı Türlerin olumsuz etkilerinin asgari düzeye indirgenmesi olarak belirlendi. Proje ayrıca, kendi kapsamı çerçevesinde ilgili ve mümkün olan ölçüde toplumsal cinsiyet eşitliği ilkesi ve kadının güçlendirilmesine yönelik gayretleri de destekliyor. Proje boyunca temelde 3 önemli hedefin başarılmasına çalışılacak.

1. İstilacı yabancı Türler konusunda etkin ulusal politika geliştirmek.

2. İstilacı Yabancı Türlerin tehditlerinin belirlenmesinde kapasite geliştirmek, bilgi ve veri paylaşımı sağlamak.

3. İstilacı Yabancı Türlerin girişinin engellenmesi, giriş yapmış olanların yok edilmesi, kontrol edilmesi ve sürdürülebilir yönetimin sağlanması. Önemli denizel biyoçeşitlilik alanlarında İstilacı Yabancı Türler nedeniyle bozulan alanların restore edilmesi.

Proje GEF desteği ile Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye Ofisi işbirliğinde yürütülecek. Projenin bütçesi ise 3,344.654 ABD Doları. Proje yürütücüsü Orman ve Su İşleri bakanlığı, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü. Projenin paydaşları ise Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı; Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı; Sağlık Bakanlığı; Sahil Güvenlik Komutanlığı; Kültür ve Turizm Bakanlığı; Üniversiteler; Sivil Toplum Kuruluşları. Projenin 5 yıl boyunca devam etmesi ve 2022 yılında tamamlanması planlanıyor.

UNDP Dünyada

Buradasınız UNDP Türkiye 
Git UNDP Global