İklim dostu kalkınmaya doğru

10 yıl önce Türk hükümetinden sadece 10 kişi iklim değişikliği konularında çalışıyordu. Bugün yaklaşık 300 kişi bu alanda çalışıyor ve iklim değişikliğine uyum ve iklim değişikliğinin etkilerini azaltma konularında ulusal politikalar oluşturuyor.


Bu değişim, UNDP’nin iklim değişikliği konusunda farkındalık yaratma ve uyum ve azaltım konularında ulusal kapasiteyi geliştirmek için Türkiye’de gösterdiği çabaların bir parçası.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İklim Değişikliği Daire Başkanı Muhammed Ecel şöyle diyor: “Biz UNDP ile pek çok alanda işbirliği kuruyoruz. UNDP bizim için önemli bir BM örgütü.”

Öne çıkanlar

  • Hükümette 300 kişi iklim değişikliği konusunda çalışıyor.
  • Karbon projelerini kayıt altına tutan yeni ulusal yasa
  • 2023’e kadar elektrik üretiminin yüzde 30’unun yenilenebilir enerjilerle yapılması hedefi
  • Gündemin geliştirilmesi
  • İklim değişikliğine uyum konusunda örnek teşkil eden 18 yerel proje

1990 ve 2006 yılları arasında Türkiye’nin karbondioksit salımı iki katına çıktı. Konuyla ilgilenen yetkililer bu durumun ülkede neden olduğu tehditlere dikkat çekiyor. Türkiye’nin Akdeniz’deki konumu ülkeyi kıyı erozyonu, seller, sık yaşanan kuraklıklar ve arazi kayıplarına karşı daha savunmasız bir hale getiriyor.

Türkiye, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne 2004 yılında taraf oldu. Karbondioksit salımlarını yasal bağlayıcılığı olan hedeflerle kontrol eden küresel anlaşma Kyoto Protokolü’nü ise Türkiye, 2009 yılında imzaladı. Türkiye Hükümeti, iklim değişikliği konusunda önemli konularda destek vermesi için UNDP’yle çalışmaya başladı.

UNDP; emisyon ölçümü, azaltım döngüleri ve uluslararası iklim değişikliği müzakereleri gibi konularda hükümetten, sivil toplum örgütlerinden, iş ve akademi çevrelerinden pek çok kişiye ulaştı.

UNDP; BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesine taraf olan bütün ülkelerin hazırlaması gereken ve yerel salım eğilimlerini detaylandırarak sözleşmenin hedeflerini yerine getirmek için alınması gereken adımları listeleyen Ulusal Bildirimlerin oluşturulmasını koordine etti. İklim, enerji, sanayi, tarım, ekonomi ve yönetişim alanlarında çalışan 20 kurum ve 100 uzman, bildirimin hazırlanmasına katkıda bulundu.

İklim değişikliğine uyumu önceliklendirmek

İklim değişikliği politikalarında hızlı bir ilerleme sağlandı. 2009 yılında Türkiye, Ulusal İklim Değişikliği Stratejisi’ni tamamladı ve yenilenebilir enerji projelerine başladı. Hükümet, iklim dostu teknolojileri kullanması için sanayiyi teşvik etti ve özel sektörü uyum çalışmalarına dâhil etti. Çünkü enerji verimliliği ve salım azaltımı için yapılacak yatırımların yüzde 80’inin özel sektörden ve tüketicilerden gelmesi gerekiyor.

Türkiye ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci Ulusal Bildirimini de hazırladı ve Ulusal İklim Değişikliğine Uyum Stratejisini 2012’de kabul etti. Binyıl Kalkınma Hedeflerine Ulaşma Fonunun (MDG-F) desteği ile UNDP, diğer BM kurumları ve hükümet paydaşları stratejinin taslağının hazırlanması için yapılan istişareleri koordine etti ve toplum temelli uyum girişimlerini teşvik etti. Seyhan Nehri Havzasında, MDG-F finansmanı ile gerçekleştirilen Türkiye’nin İklim Değişikliğine Uyum Kapasitesinin Geliştirilmesi BM Ortak Programı ile yerel halkın su tüketimi, tarım, ormancılık, balıkçılık, hayvancılık ve halk sağlığı faaliyetleri ile iklim değişikliğine nasıl uyum sağlayabileceklerini gösteren 18 pilot proje desteklendi.

Yerel halk şimdi karşılaştıkları güçlüklerin farkında ve bu güçlüklerle nasıl başa çıkmaları gerektiğini biliyor. Deniz seviyesinden yüksekliği 1.500 metre olan Seyhan Havzasında, çiftçiler önceden bölgede yetiştirilemeyen ürünleri yetiştiriyor.

Karaboğaz, Kılıçmehmet ve Büyükpotuklu Köyleri Sulama Birliği Başkanı Özhan Sönmez şunları söylüyor: “İklim değişikliğine uyum sağlıyoruz. Yeni iklim ile gelen değişikliklere uyum sağlamak zorundayız.”