Türkiye'de yerel yönetim reformu uygulamasının devamına destek projesi

Türkiye’deki yerel yönetim reformu girişimleri, dezavantajlı grupların beklenti ve ihtiyaçlarını karşı duyarlılığı, verimliliği, yararlılığı, şeffaflığı ve kamu yönetim sisteminde hesap verebilirliği artırarak vatandaşlık temelli hizmet sunumunun temellerini güçlendirmek hedefi Türk Hükümeti’nin reform gündeminin tam ortasında durmaktadır.


UNDP Türkiye ulusal paydaşları ile beraber 2005 yılından bu yana AB’nin finansal desteği ile yürütülen yerel yönetim reformu sürecini desteklemek için çalışmaktadır.

Yerel Yönetim Reformu Projesi’nin (LAR 1. Aşama), bazı çevrimiçi araçları geliştirmek, yasal çerçevenin geliştirilmesine katkıda bulunmak, yerel otoritelerin planlama ve bütçe yapma ihtiyaçlarını gidermek, onlara kaynak sağlayacak insanları bulmak dahil daha pek çok başka katkıyı içeren sonuçlarına dayanarak, LAR 2. Aşama’nın hedefi Türkiye’de özellikle 2003-05’te kabul edilen yeni yasanın tam olarak uygulanması, Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve İçişleri Bakanlığı’nın kurumsal kapasitesinin geliştirilmesi, kent konseylerinin ve halk katılımını sağlayan diğer araçların kapasitelerinin güçlendirilmesi ve yurt içi ve yurt dışı belediye işbirlikleri yoluyla  yerel otoritelerin kapasite gelişiminin sağlanması aracılığıyla etkili, şeffaf, kapsayıcı ve katılımcı yerel yönetişimi kalıcı hale getirme yolunda katkıda bulunmaktır.

Öne çıkanlar

  • Proje Kasım 2011'de tamamlandı.
  • Proje kapsamında, stardart hale getirilmiş bir eğitim programı tasarlandı.
  • Proje daha sonra TBB görevlileri ile TBB çalışanları ve üyeleri için bir iletişim stratejisi ve bir iletişim rehberi geliştirmek için çalıştı.

Eylül 2009’da başlatılan projenin ikinci aşaması Kasım 2011’de sona ermiştir. Projenin uygulanması sırasında bugüne kadar elde edilmiş bazı temel sonuçlarla beraber dönüm noktası niteliğindeki faaliyetleri aşağıda özetlenmiştir.

Yerel Otoritelerin Kapasitesi Ulusal Eğitim Stratejisi aracılığıyla geliştirilecek

Yetkisiyle uyumlu olarak Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) yerel otoriteler için eğitim programlarını sağlamak  ve/veya denetlemekle sorumludur. Fakat uygulamada eğitim programları bölgesel yerel otoriteleri, STK’ları ve özel şirketlerin de aralarında bulunduğu pek çok organizasyon tarafından hazırlanmaktadır. Bu organizasyonların hazırladığı eğitim programları tutarsız ve güncel olmayan bilgiler ve eğitim modüllerinin tekrarlanması gibi özelliklere sahip olabilmektedirler. Kısacası yerel otoriteler için hazırlanan eğitimler herhangi bir standarda uygunluktan ve tutarlılıktan uzak haldedirler.

İhtiyaçların değerlendirilmesi sonucunda Türkiye’deki yerel otoriteler için içerdikleri konular yerel otoritelerin ortaya çıkan ihtiyaçlarına ve yerel yönetim çerçevesinde gerçekleşen değişikliklere paralel olarak güncellenebilen ve uyarlanabilen tam teşekküllü bir Ulusal Eğitim Stratejisi’nin ne kadar önemli olduğunun altı çizilmektedir.  Proje kapsamında, stardart hale getirilmiş bir eğitim programı tasarlandı. Bahsi geçen strateji pek çok organizasyonun temsilcileri, yerel otoriteler, STK’lar ve servis sağlayıcı özel şirketlerin katıldığı bir çalıştayda onaylandı.

Türkiye Belediyeler Birliği’nin kurumsal kapasitesi  tam teşekküllü bir İletişim Stratejisi ve Eylem Planı aracılığıyla güçlendirildi

Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Türkiye’deki tüm belediyelerin ulusal birliği gibi hareket eder. Planlama ve iletişim kapasitelerini geliştirmek için projeden yardım istemiştir. Proje, ilk safhalarında, Mayıs 2010’da Yönetim Kurulu tarafından kabul edilen yeni stratejik planını hazırlamada TBB’ye yardım etmiştir.

Proje daha sonra TBB görevlileri ile TBB çalışanları ve üyeleri için bir iletişim stratejisi ve bir iletişim rehberi geliştirmek için çalışmıştır. Tüm bunlar birlik ve üyeleri arasındaki iletişimin geliştirilmesi ve TBB’nin merkezi hükümet ile gerçekleştirdiği lobicilik faaliyetlerini güçlendirmek için tasarlanmıştır. Bu gelişmelerin akabinde TBB çalışanları ve ülkenin dört bir yanındaki yerel yönetimlerden seçilmiş basın görevlileri için iletişim teknikleri ve AB’den en iyi uygulama örneklerinin anlatıldığı 10 eğitim toplantısı düzenlenmiştir. Strateji ve Eylem Planı, TBB GEnel Konsey’i tarafından Mayıs ayında onaylanarak uygulamaya konulmuştur.

Halk katılımı

Pek çok AB ülkesiyle karşılaştırıldığında Türkiye’de yerel yönetim karar verme süreçlerinde halk katılımı en düşük seviyededir. Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğü (GDLA)’nün isteği üzerine proje bu durumu tersine çevirmek için gerekli olan yolları bulmak için 11 pilot bölgede üç adet girişim başlatmıştır. İlk girişim yeni kurulan kent konseylerinin çalışmalarını incelemek ve kuruluşlarının yapısını ve yerel belediye başkanları ve belediye meclis üyeleriyle ilişkilerini nasıl düzene sokacakları konusunda rehberlik etmek ve tavsiye vermeyi amaçlamaktadır. İkinci girişimde, proje sorumluluklarını daha verimli bir şekilde  yerine getirmeleri ve halk katılımını daha üst seviyelere çıkarmak için yeni yollar belirlemelerinde yardımcı olmak için yerel olarak seçilmiş olan mahalle muhtarlarıyla çalışmıştır. Son girişimde ise proje Türkiye’de mevcut durumda uygulanmakta olan yerel yönetim seçim sistemini inceleyen ve sistemin seçilen belediye meclis üyeleriyle yerel halk arasında pozitif bir ilişki kurma konusunda eksik kaldığı yerleri ortaya koyan bir analiz hazırlamıştır.

Peşpeşe uygulanan bu aktivitelerin sonucu olarak, kent konseyleri tarafından halk katılımının yeni biçimlerinin faydalarını göstermek için şu anda bütün pilot bölgelerde uygulanmakta olan küçük ölçekli eylemler hazırlanmıştır. Bu küçük ölçekli eylemler toplumu güçlendirmek için birer araç olarak hazırlanıyorlar. Bakanlık, güçlendirilmiş vatandaşlar ve temsilci yerel yönetişim yapılarının ortaya çıkması sırasında kapsayıcı ve temsilci kent konseyleri için geliştirilmiş yönetmeliklerin (Guidelines) kullanımını sağlayarak 

Yerel Yönetim Reformu üzerine Beyaz Kitap

Yerel yönetim reformu AB’ye üyelik sürecinde olan bir ülkenin reform çalışmalarının merkezinde yer alır. Son yılda Türkiye’de pek çok temel yerel yönetim reformu gerçekleştirilmiştir. Mevcut hükümet önümüzdeki birkaç sene içinde hükümet programına da yanısıdığı şekilde Türkiye’deki yerel yönetim sistemini güçlendirmek adına daha fazla reform yapma niyetinde. Proje, hükümetin bu yöndeki çabalarını Yerel Yönetim Reformu üzerine Beyaz Kitap hazırlanması aracılığıyla destekliyor. Beyaz Kitap’ın Ekim 2011 ortalarına kadar hazırlanması planlandı. Bu hazırlık sonrasında ise İçişleri Bakanlığı tarafından Kasım 2011 sonunda onaylaması bekleniyor.

Hazırlanması sırasında birinci sınıf yerel yönetim uzmanlarını, akademisyenleri ve uygulayıcıları bir araya getiren bu kitap UNDP, İçişleri Bakanlığı ve AB’nin bu alanda gerçekleştirdikleri ortak bir çabanın ürünü olacak. Şüphesiz ki paydaş istişareleri kitabın sahiplenilmesinin ve böylece daha büyük sonuçlar doğurması ve sürdürülebilir olması sürecinin önemli bir parçası. Daha kapsamlı istişareleri ve paydaşlarını katılımını sağlamak için yarı yapılandırılmış görüşmeler, AB’de ve bölgesel danışma toplantılarında deneyimlenen ademi merkezileşme ve yerel yönetim reformu üzerine temel akımların ve en iyi kapsamlı uygulamaların karşılaştırmalı analizinin sağlanması paydaşları bu sürece dahil etmenin bazı yollarındadır.

Beyaz Kitap Türk Hükümeti’ne önümüzdeki beş on yıllık süre içinde Türkiye’de daha etkili ve duyarlı bir yerel yönetim sistemi oluşturma amacına ulaşması için neler yapması gerektiğine dair kapsamlı bir politalar ve öncelikler seti sunacaktır.

Sonuç

Bir sürekliliği temsil eden yerel yönetim reformu programının iki aşaması da Türkiye’nin AB’ye üyelik sürecinde yerel yönetim sistemini bir bütün olarak güçlendirmeyi ve yerel otoritelerin kurumsal kapasitelerinin geliştirmeyi amaçlayan ve halihazırda devam etmekte olan reform sürecinin temel ayaklarını birini oluşturmaktadır.

Program dezavantajlı grupların ihtiyaçlarına ve beklentilerine karşı son derece duyarlı olacak ve verimlilik, etkililik, şeffaflık ve hesap verebilirlik özelliklerini taşıyacak vatandaş merkezli yerel yönetimlerin temelini, insani ve kurumsal kapasitelerini güçlendirmek için tasarlanmış ve uygulanmıştır. Uzun dönemde, bu uygulamalar aynı zamanda ayrımcılığın, yoksunluğun ve sosyal dışlanmanın ortadan kaldırılmasıyla güçlendirilmiş sürdürülebilir insani gelişme ve demokrasiyi de getirecektir.