Podcast 51 - Kadının İş Dünyasında Üst Düzey Temsili

22 Eki 2012

51. bölümümüzü dinleyin:

Podcastımızı dinleyin:

  



Yeni Ufuklar (Y.U.): Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Temsilciliği’nin hazırladığı Yeni Ufuklar programı ile karşınızdayız. Uzun bir yaz tatilinden sonra, 51. kez sizlerle beraberiz. Bu bölümde kadınların iş hayatında üst düzey temsili konusunu ele alacağız. Kadınların yönetici olmaları acaba neleri değiştirebilir ve bu durumun önündeki engeller nelerdir, diye soracağız konuklarımıza. ANGİKAD Başkanı Devrim Erol ve Türkiye’de Cinsiyet Eşitliği için Elverişli Ortamın Oluşturulması Ortak Programı Yöneticisi Neşe Çakır bizlerle birlikte. Hoşgeldiniz.

Devrim Erol (D.E.) ve Neşe Çakır (N.Ç.): Hoşbulduk.

Y.U.: Öncelikle Devrim Erol’a sormak istiyorum. Türkiye’de kadınların yönetici olmalarının önündeki en büyük engeller nedir?

D.E: Cevap veriyorum: Öncelikle kendileri. Şimdi, tabii ki, yönetici olmaya ilk önce hevesli olmak lazım, arzulu olmak lazım. Bu bir ezber bozma işi. Türkiye’de, gerek kamuda gerek özel işletmelerde, özellikle kadınların emeklerinin yoğun olduğu iş kollarında bile, yönetime doğru gidildiğinde sayıların önemli bir şekilde azaldığını ve yönetim kadrolarına çok az kadının ulaştığı görülüyor.

Y.U.: Kamu ile özel sektör arasında bir fark var mı?

D.E.: Gayet tabii,çok büyük bir fark var. Bir defa her şeyden önce dinamikleri farklı. Kamuda bir seçim, bir atama söz konusu. Diyeceksiniz ki, özel sektörde de böyle bir şey söz konusu. Bir defa altını çizmek istiyorum, biz girişimci iş kadınlarından bahsetmiyoruz. Yani, işini kurmuş kadınlardan bahsetmiyoruz. Çünkü zaten kadın kendi işini kurduğu zaman otomatik olarak işinin sahibi bir kadın oluyor.

Y.U.: Belli bir işletmenin içinde üst düzeye gelmiş kadınlardan söz ediyoruz.

D.E.: Evet. Gerek kamu sektöründe gerek özel sektördeki profesyonel kadınlardan söz ediyoruz. Türkiye’de, örneğin Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı’nda işin doğasından dolayı daha çok kadın çalışır. Öğretmenler, hasta bakıcılar ve hemşireler gibi. Milli Eğitim Bakanlığı’nda öğretmenlere baktığınızda %50’sinin kadın olduğu görürken, okul müdürlerinde ne yazık ki bu rakam tek haneli rakamlara kadar düşmektedir. Şimdi burada bir seçim mi söz konusudur yoksa bu kadının tercihi midir? Çünkü genelde kız çocuklarına tatili uzun gibi nedenler öne sürülerek öğretmen olması salık verilir. Aileden gelen bu yönlendirmeyle öğretmen olan kadınlar, konu okul müdürü olmak olunca bu eski öğretilerini geri çağırarak, yönetici olursa tam mesai çalışması gerekeceğinden endişe duyar.

Y.U.: Bu söylediklerinizin birçoğu sadece Türkiye için geçerli olan problemler değil. Sanıyorum ki pek çok benzer ülkede de bu tür sorunlarla karşılaşılıyor. Küresel ölçekte Türkiye’nin durumuna bakıyor musunuz?

D.E.: Küresel ölçekte Türkiye’nin durumuna hem ben bakıyorum hem de dünya bakıyor. Davos çıktılarına bakarsanız, orada kadın erkek eşitliğindeki kategorizasyonda Türkiye tehlike sınırındaki ilk on ülke arasında yer alıyor. Yani 136 ülke arasında 125. sırada yer alıyor. Bu değerlere bakarak sosyal kalkınmayı değerlendirirsek, Türkiye 125. Genel kalkınmadan ve toplam kaliteden bahsettiğimizde yalnız başına bir ekonomik kalkınma hiçbir şeyi ifade etmiyor. Bunun illa ki sosyal gelişimle desteklenmesi lazım.

Y.U.: Tabii , altını çizmekte yarar var: Biz bu programda çalışan kadınların toplam çalışanların içindeki oranına bakmıyoruz. Üst düzey yönetime girebilmiş kadınlara bakıyoruz. Bunun da altını çizdikten sonra ilgili birkaç rakam vermek istiyorum: Son kararnameyle büyükelçilerin %40’ı kadın ve tüm Türkiye’ye bakıldığında 27 kadın kaymakam ve yalnızca bir tane kadın vali var. Kadın istihdamına baktığımızda ise, yöneticiler dışında, kadın istihdamı %20-24’ler seviyesinde iken; hedef 10 sene içerisinde %38’e çıkarmak. %50’den bahsetmiyoruz bile. Türkiye’de yüz on üç dekan ve on rektör kadın var. Türkiye’deki 200’e yakın üniversite arasında yalnızca 10 üniversitenin kadın rektörü olduğunu görüyoruz. Üst düzey akademisyenlere baktığımızda ise kadın profesörlerin tüm profesörler arasındaki oranı %27. Kamudaki güçlükler ve özel sektördeki güçlükler nelerdir? Sizce aralarında çok büyük farklar var mı?

D.E.: Aslında toplumların sağlıklı gelişimi için üremek gibi doğal bir gerçek var. Fakat kadının hamileliği ve doğumu hem özel sektörde hem de kamuda bir biçimde cezalandırılıyor. Ama bu kadının en doğal işlevi. Sanki çocuk büyütmek yalnızca kadının görevi gibi algılanıyor. Bu en ön önemli bariyerlerden bir tanesi.  Bir toplumsal sıkıntılar var bir de işyerindeki sıkıntılar var. İşveren, kadını zaman zaman, bir ya da iki yıl, işyerinden kopan bir çalışan olarak görüyor ve bunu tolere etmiyor, tolere etmek de istemiyor. Bu en önemli sorunlardan bir tanesi. Bir de hala erkek işi kadın işi diye ezberlenmiş önyargılar var. O nedenle kadını bazı noktalarda bazı seviyelere getirip oralarda tutmak gibi bir alışkanlık var. Bir de şöyle düşünün lütfen: Zaten o kadar az üst düzey kadın yönetici var ki dolayısı ile kadın ile empati yapan ve kadın hakları için çalışan karar verme seviyesindeki yönetici az. Ben somut bir örnek de vermek istiyorum. Geçen hükümette Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu olmasaydı yani bir kadın olmasaydı, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde asla Milli Eğitim bakan müsteşarı bir kadın olmazdı. Ve bundan dolayı da bakanın görevi bitti ve müsteşar da etik olarak görevinden ayrıldı. Müsteşarlığı onu daha görünür hale getirdiği için şu an Yalova valimiz eski Milli Eğitim müsteşarı. Bunların domino etkisi var.

Y.U.:Siz programa katılmadan önce biz Twitter üzerinden takipçilerimize size bir soruları var mı diye sorduk. Ahsen Sacli isimli bir takipçimiz “Bir kadın yönetici görmedim ki işine duygularını, kaprislerini katarak yanındakilere de eziyet etmeyen bir kişi olsun.” demiş. Dolayısıyla, kadınlar üst düzeye geldikleri zaman mucize yaratmaları mı bekleniyor acaba? 

D.E.: Ben bir mühendisim. Bu nedenle rakamlarla konuşacağım. Öncelikle erkeklerden bir bekleniyorsa kadınlardan on bekleniyor. Bir defa böyle bir durum var. Bir de bu biraz sosyolojik biraz da psikolojik bir konu. Yani erkeğin disiplinli, takipçi, kural koyucu bir yönetici olarak çalışması erkek tanımının içinden geldiği için kabul edilebilir. Ama aynı biçimde bir kadının çalışması kaprisli, hırslı, agresif, ezici oluyor. Çünkü kadının toplumdaki genel algısı okşayan seven, anaç, yumuşak, sürekli idare eden- baba değil anne idare eder ya evde-, tavizkâr ve  ara bulucu bir durumu var. İşte bu gözlüklerle bakıldığında yorumlar işte böyle oluyor. Tam tersi de, yani kadın seven, yumuşak ve idare eder bir yönetici olduğunda da adı beceriksize çıkıyor. Erkek de aynı yönetim biçimleri ise, ne kadar uzlaşmacı ne kadar işbirlikçi diye yorumlanıyor.

Y.U.:Devrim Hanım bu noktada ben Neşe Hanım’a dönmek istiyorum. Kendisi Türkiye’de Cinsiyet Eşitliği için Elverişli Ortamın Oluşturulması Ortak Programı Yöneticisi. Neşe Hanım, siz bu çalışmayı elbette ki birçok sivil toplum kuruluşunu da dahil ederek yapmaya çalışıyorsunuz ama bunun başında bazı Birleşmiş Millet kuruluşları var. Hem bunlardan hem de programın amacından söz edelim istiyorum.

N.Ç.: Türkiye’de Cinsiyet Eşitliği için Elverişli Ortamın Oluşturulması  Programı geçen yıl ortalarından itibaren devam ediyor. Programın ortakları Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı, Birleşmiş Milletler Kadın Ajansı ve TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu. Aslında Devrim Hanım’ın çok spesifik olarak bahsettiği konuları da ele alacak şekilde cinsiyet eşitliği için işleyen ve verimli bir mekanizmanın oluşturulmasını amaçlıyor. Toplumsal cinsiyet eşitliği mekanizması dediğimiz zaman bir ayağında yasama yani TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu diğer ayağında da uygulama olarak Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı var. Sadece CEDAW’ın tanımladığı Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Uluslararası Sözleşmesi’ne göre, bu iki temel ayak üzerinde yine ulusal düzeyde diğer bakanlıkların görevleri var, sivil toplum kuruluşlarının bu yapıyla organik bağları var ve yerel ölçekte de valilikler ve belediyeler bünyesinde oluşturulmuş eşitlik konseyleri ve kent konseyleri var. Özel sektör temsilcileri de bu yapının içinde.

Y.U.: Çok ortaklı ve çok yere yayılmış bir yapıdan söz ediyoruz burada. Siz, Devrim Hanım’ın başında bulunduğu ANGİKAD ile ekim ayının ortalarında bir uluslararası bir toplantı düzenlediniz.  Kadının üst düzeyde temsiline odaklanan bir toplantıydı bu. Buradan çıkan sonucu da vurgulayarak aslında kapatmak istiyorum ben.

N.Ç.: Burada çok önemli olan bir nokta şu: Kadının bütün karar verme mekanizmalarda bütün alanlarda temsil edilmesi. Yani kadının karar verme mekanizması dediğimiz üst yönetimde - kamu da olur özel sektör de olur sivil toplum kuruluşunda akademi de - yer alması.

Y.U.: Şimdi, bu ANGİKAD ile düzenlediğiniz çok kapsamlı bir konferanstı. Şimdi Devrim Hanım’a sorayım: Konferans çıktılarında kırk dört kırk beş maddelik çok uzun bir yapılacaklar listesi var. Buna bakıldığında zaman, Türkiye özelinde konuşalım, çok fazla yol var mı kat edilmesi gereken yoksa Türkiye’deki vaziyet o kadar da kötü değil mi?

D.E.: Tabii ki çok gidilecek yol var. Bunlar bizi hayatta tutan ve besleyen meseleler. Yani bu meseleler olmazsa bizim de varlığımıza gerek yok. Bir tane izleme komitesi kurmaya karar verdik. Bir kere bu çok önemli bir adım. UNDP, Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü ve bizim derneğimiz olarak kurduk komiteyi. Bu komite ile alınan kararları hayata geçirmek için stratejik bir aksiyon hareketi oluşturacağız ve bunların ilgili birimlerde takipçisi olup realizasyonu için uğraşacağız. Özellikle kadın yoğun bakanlıklara özel bir çalışma planı yapacağız. Örneğin, Milli Eğitim ve Sağlık Bakanlığı’nda müsteşar yardımcıları bile kadın değil. En azından bu konuda bir lobi çalışması yapacağız. Daha spesifik olarak yapacağımız işler de olacak. Kadının yönetici olmaya aday olması ve kendisini yetiştirmesi için eğitim ve koçluk programları yapacağız. Öncelikle, kadının kendi kabuğunu yırtması ve kendine özgüveninin artması lazım. Bir de toplumda kadının algısı var. O algıyı da değiştirmek lazım. Onu da konuştuk açıkçası.  Kamuda ve özelde çok başarılı olmuş kadın yöneticiler var. Medya ile işbirliği yapıp bunların mutlaka görünür hale gelmesi lazım. “Ben kadınım ve işte şu kadar trilyonluk bir bütçeyi yönetiyorum ama çocuğum da ailem de var” diyen kadınları toplumla buluşturmak lazım. Çünkü toplumda şöyle bir yanılgı var: kadının iş hayatında başarılı olması için demir leydi olması, bekar, boşanmış ve çocuksuz olması lazım. Elbette böyle olanlar da var ama toplumun yapısına uygun son derece başarılı örnekler de var. Bunları ortaya çıkarmak ve insanların gözlerine sokmak lazım. Yani ya istiklal ya ölüm değil. Hepsi olabilir ve bir ara yol var.

Y.U.: “Kadın temsili" etiketi ile Twitter üzerinden tartışmaya katılabileceğinizi vurgulayalım. Ekim ayında yapılan bu konferansta sunduğunuz tavsiyelere bakıldığında iş rotasyonları, esnek çalışma, kadın kotaları, kadınlara daha cesur olmayı öğretmek ve bunun gibi kırk beş tane madde görülüyor. Bunları yarimdanbirolmaz.com adresi üzerinden takip edebilirsiniz. ANGİKAD’a da angikad.org.tr adresinden ulaşabilirsiniz. UNDP’nin adresi de bildiğiniz gibi undp.org.tr. Konuklarımız ANGİKAD-Girişimci İş Kadınlarını Destekleme Derneği Başkanı Devrim Erol ve Türkiye'de Cinsiyet Eşitliği İçin Elverişli Ortamın Oluşturulması Ortak Programı yöneticisi Neşe Çakır’dı. Ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı UNDP Türkiye temsilciliğinin hazırladığı Yeni Ufuklar’ın bu bölümünün sonuna gelmiş oluyoruz. Sezonun ilk programıydı bu. Programı Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyosu Radyo İlef’te hazırladık. Programımızı FM bandında ve internette Açık Radyo’dan; yayın ağımızdaki üniversite radyolarından; Podcast formatında ITunes üzerinden ayrıca undp.org adresinden ulaşabilirsiniz. Sosyal medya üzerinde kullanıcı adımız undpturkiye. Tekrar görüşmek dileğiyle, hoşçakalın.

thumbnail

 

 

 

 

 

 

 

Bu bölümde kadınların iş hayatında üst düzey temsili konusunu ele alıyoruz. Kadınların yönetici olmalarının neleri değiştirebileceğini ve bu durumun önündeki engelleri irdeliyoruz.

 

Konuklar:

Devrim Erol, Girişimci İş Kadınları ve Destekleme Derneği (ANGİKAD) Başkanı
Neşe Çakır, Türkiye’de Cinsiyet Eşitliği için Elverişli Ortamın Oluşturulması Ortak Programı Yöneticisi

 

Program metnini okuyun