Çevresel sürdürülebilirliği sağlama

Dünyada son durum

  Fotoğraf: Salih Güler

İnsanların varlığı, korunan alanların sağladığı ya da geliştirdiği hizmetlere ve doğal kaynaklara bağlıdır. Günümüzde dünyadaki kıyı alanlarından yalnızca yüzde 14,6'sı korunuyor.

Geliştirilmiş su ve sanitasyon tesislerinin yetersizliği, çoğunlukla kırsal alanlar ve yoksullukla ilgili bir olgudur.

Ormanların yok edilmesi biyolojik çeşitliliği ve temiz suya erişimi azaltır ve toprak kayması ile karbon dioksit salımını artırır. Çoğunlukla büyük ekonomik varlıkların yok olması ve kırsal toplulukların, yerlilerin ve kadınların geçim kaynağı fırsatlarını kaybetmeliriyle sonuçlanıyor.

Görülen ilerlemelere rağmen, şehirleşmenin hızla artmasından dolayı gecekondu sakinlerinin sayısı artmaya devam ediyor.

Türkiye'de son durum

 Fotoğraf: Deniz Dalak

Türkiye’de 1980’li yılların sonlarından itibaren çevresel konularda bilinç düzenli olarak artıyor. Çevresel sorunlarla ilgili olarak yeni kanunlar koyma ve sorun çözme yaklaşımının kurumsallaşması konusunda ilerleme kaydedildi.

Ancak bu olumlu gelişmelere rağmen çevresel yönetim sistemlerinin uygulamasında bazı eksiklikler var. Şu anda Türk yasal yapısının çevreyle ilgili bölümleri Avrupa Birliği yönergelerini de dahil edecek şekilde önemli değişikliklerden geçiyor.

Bu değişiklikler çevrenin gelişmesine uzun vadede katkı sağlayacak. Türkiye, Montreal Protokolü’nün Beşinci Maddesi gereği kloroflorokarbonların (CFCs) kullanımını, anlaşmaya taraf olan birçok ülkeden önde durdurdu ve buna bağlı olarak 1997 yılında UNDP’den özel başarı ödülü aldı.

Güvenli içme suyu konusunda son veriler güvenli içme suyuna erişimin 1994-2008 yılları arasında yüzde 83.1’den yüzde 97.8’e çıktığını gösteriyor. 

Kara ve deniz koruma alanlarının oranı 2008 yılında yüzde 5.05 oldu. TÜİK verilerine göre Türkiye'nin CO2 salımı 2009 yılında 299,105 ton oldu. Ancak Türkiye’nin hala çevresel politikalarını, ekonomik ve sosyal politikalarına dahil etmesi gerekiyor.


UNDP Dünyada

Buradasınız UNDP Türkiye 
Git UNDP Global