Türkiye'nin iklim değişikliği planı

01 Aug 2009

image

Türkiye’nin İklim Değişikliği Ulusal Eylem Planının Geliştirilmesi projesi uygulamaya koyuluyor. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), İngiltere’nin Ankara Büyükelçiliği ve Çevre ve Orman Bakanlığı ile birlikte 55 değişik kuruluştan yaklaşık 80 temsilcinin katıldığı Türkiye’nin İklim Değişikliği Ulusal Eylem Planının Geliştirilmesi projesi’nin açılış töreni toplantısı Temmuz ayında düzenledi.

Yeni Ufuklar -
Toplantının amacı sadece paydaşların projenin hedefleri ve faaliyetlerinin belirtilmesi değil; aynı zamanda Türkiye’nin İklim Değişikliği Ulusal Eylem Planını geliştirmede gelecekteki çok paydaşlı işbirliği için takım kurma sürecini başlatmak olarak belirlendi.

Toplantı İngiltere’nin Ankara Büyükelçiliği Müsteşarı Giles Portman’ın iklim değişikliğini 21.yüz yılın en büyük sorunu olarak tanımladığı konuşmasıyla başladı. Portman, Türkiye’de değişen yağış oranlarının tarım alanlarını etkileyeceğini, turistik alanlar başta olmak üzere sahil şehirlerinin erozyon ve sel riski altında olduğunu ve yakın gelecekte Türkiye’nin güneyinin fark edilir şekilde kuraklaşacağını belirtti. Portman, İngiltere’nin kendi hedeflerinin yanı sıra Avrupa Birliği’nin de iklim değişikliği alanındaki hedeflerini tutturmakta koordinasyon sağlamak için yeni bir Enerji ve İklim Değişikliği Bakanlığı kurduğunu ve 2050’ye kadar salınımları %80 azaltmak üzere İngiltere’de yasal bağlayıcılığı olan bir ulusal sözleşme yaptıldığını anlatarak; İngiltere’nin bu süreçteki katkılarına dikkat çekti. İklim değişikliğinin İngiliz Hükümeti’nin dış politikasında ilk dört konu içerisinde yer aldığını vurgulayan Portman, Türkiye’nin de İngiliz hükümeti için öncelikli ülkeler arasında olduğunu söyledi. İngiltere’nin, geçen sene Dışişleri Bakanlığı tarafından başlatılan İngiltere - Türkiye İklim Değişikliği Diyaloğu’yla Türkiye’nin düşük-karbon ekonomisine geçişini desteklemek konusunda çok istekli olduğunu da ekleyen Portman konuşmasına İngiliz Büyükelçiliği’nin bu konudaki çabalarını anlatarak son verdi.

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye Mukim Temsilci Yardımcısı Ulrika Richardson - Golinski ise konuşmasına küresel iklim değişikliğinin etkileriyle mücadeleye ve UNDP’nin önemli odak noktalarından biri olan sürdürülebilir kalkınma yolları yaratmaktan söz ederek başladı. UNDP’nin 2007/2008 yılı “İklim Değişikliğiyle Mücadele” İnsani Kalkınma Raporu’nu referans alan Golinski, iklim değişikliğinden kaynaklanan insani kalkınma sorununun büyüklüğüne dikkat çekti. Dünyada halen asgari düzeyde temiz suya erişimi olmayan 1.1 milyar insanın olması gibi çarpıcı örnekler sunan Golinski, uzun süreli işbirliği ile iklim değişikliği uyum sürecini geliştirmenin yanında finans, teknoloji ve kapasite oluşturmanın önemini belirtti. Golinski projenin sonuçlarının Türkiye’nin Aralık ayında yapılacak Kopenhag görüşmelerine katılımını da kolaylaştıracağının altını çizdi. Son olarak Richardson-Golinski, İngiltere tarafından sağlanan desteğin iklim değişikliğiyle mücadele alanında uluslararası işbirliğine önemli bir örnek teşkil ettiğini söyledi.

Dünyada halen asgari düzeyde temiz suya erişimi olmayan 1.1 milyar insanın olması gibi çarpıcı örnekler sunan UNDP Daimi Temsilci Vekili Golinski, uzun süreli işbirliği ile iklim değişikliği uyum sürecini geliştirmenin yanında finans, teknoloji ve kapasite oluşturmanın önemini belirtti

Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü Genel Müdür Yardımcısı Recep Şahin ise Kyoto Protokolü’nün ilk anlaşma sürecinde Türkiye’nin sera gazı salınımını azaltmaya yönelik herhangi bir taahütte bulunmamasına rağmen; politika, mevzuat ve kurumsal yapılanma anlamında çok ciddi çaba harcadığını anlattı. Türkiye’nin temiz enerji kaynaklarını etkin hale getirdiğini söyleyen Şahin, bunun yanı sıra hidroelektrik ve rüzgar enerjisi potansiyellerini kullanımda adımlar atıldığını, enerji verimliliği ve tasarrufuna önem verildiğini, katı artıkları ortadan kaldırma ve kirli suları arıtma hedeflerine ulaşmak için çalışmalar yapıldığını kaydetti. Türkiye’nin iklim değişikliği düzenlemelerine ilişkin sürece katkı sağladığını da sözlerine ekleyen Şahin, son olarak Türkiye’nin İklim Değişikliği Ulusal Eylem Planının Geliştirilmesi Projesi’nin amacının düşük karbon geliştirme prensiplerinin Türkiye’nin kalkınma politikalarına tanıtmak ve azaltmayı teşvik ederek uluslararsı antlaşmalara gerçekçi taahütlerle uyum sağlamak olduğunu söyledi ve planın uluslararası Kyoto sonrası sürece Türkiye’nin aktif katılımını sağlayacağını da aktardı.

Proje Yöneticisi Deniz Gümüşel projenin başlıca amacının sağlam, kapsamlı ve bütünleştirilmiş bir Ulusal İklim Değişikliği Eylem Planı geliştirerek Türkiye İklim Değişikliği Koordinasyon Kurulu’na sunulmak üzere ulusal bir politika oluşturmak olduğunu söyledi. Geçmişte yapılan aktiviteler ve projenin beklenen sonuçları hakkında detaylı bilgiler sunan Gümüşel, Ulusal İklim Değişikliği Eylem Planı’nın bir çok sektörle ve disiplinle tüme dayalı bir yaklaşımla geliştirilmesi gerektiği anlattı. Ayrıca çeşitli paydaşlar arasındaki uzun süreli iş birliği, stratejik planlama ve proje/program döngü yaklaşımının Ulusal İklim Değişikliği Eylem Planı geliştirmede çok önemli olduğunu vurguladı.